Ücretsiz İçme Suyuna Erişim: İnsan Hakkı, Kamusal Sorumluluk ve Toplumsal Eşitlik
Ücretsiz İçme Suyuna Erişim: İnsan Hakkı, Kamusal Sorumluluk ve Toplumsal Eşitlik
Özet
İçme suyuna erişim, yaşamın sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir gerekliliktir. Buna rağmen dünya genelinde milyonlarca insan temiz ve güvenli içme suyuna ücretsiz ve sürekli biçimde erişememektedir. Bu makale, içme suyunun bir insan hakkı olarak ele alınmasını, kamusal bir hizmet olarak sunulmasının etik, sosyal ve hukuki temellerini incelemektedir. Ayrıca ücretsiz içme suyunun toplumsal eşitlik, halk sağlığı ve sürdürülebilir kent politikaları üzerindeki etkileri tartışılmaktadır.
1. Giriş
Su, biyolojik bir ihtiyaç olmanın ötesinde sosyal, ekonomik ve politik boyutları olan bir yaşam kaynağıdır. Tarih boyunca uygarlıklar su etrafında şekillenmiş; suya erişim gücü, toplumsal yapıyı belirlemiştir. Günümüzde ise suyun metalaştırılması, özellikle kırılgan gruplar açısından ciddi eşitsizlikler yaratmaktadır. Bu bağlamda “ücretsiz içme suyu” talebi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda etik ve insani bir meseledir.
2. İçme Suyunun İnsan Hakkı Olarak Tanımlanması
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2010 yılında temiz içme suyuna ve sanitasyona erişimi temel bir insan hakkı olarak tanımlamıştır. Bu karar, suya erişimin piyasa koşullarına bırakılmaması gerektiğini vurgular. İnsan hakları perspektifinden bakıldığında, içme suyunun ücretlendirilmesi, gelir düzeyi düşük bireyler için dolaylı bir dışlama mekanizmasına dönüşebilmektedir.
3. Kamusal Hizmet ve Devletin Sorumluluğu
Kamusal hizmetler, toplumsal refahı gözeten ve kâr amacı gütmeyen hizmetlerdir. İçme suyunun bu kapsamda değerlendirilmesi, devletlerin ve yerel yönetimlerin sorumluluğunu artırır. Ücretsiz ve erişilebilir içme suyu altyapıları (çeşmeler, kamusal sebiller, okul ve park içme suyu noktaları), özellikle kent yaşamında eşitliği güçlendiren unsurlar olarak öne çıkar.
4. Halk Sağlığı ve Toplumsal Etkiler
Ücretsiz içme suyuna erişim, doğrudan halk sağlığıyla ilişkilidir. Güvenli suya ulaşamayan bireyler, su kaynaklı hastalıklara daha açıktır. Ayrıca ücretsiz içme suyu politikaları, şekerli içecek tüketimini azaltarak uzun vadede obezite ve diyabet gibi sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlar. Bu yönüyle su politikaları, önleyici sağlık hizmetlerinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
5. Eşitsizlik, Kent Hakkı ve Gelecek Perspektifi
Kent hakkı, bireylerin kentsel kaynaklara adil biçimde erişimini savunur. İçme suyunun ücretsiz sunulması, bu hakkın somut göstergelerinden biridir. İklim krizi ve su kaynaklarının azalması dikkate alındığında, gelecekte suya erişim politikalarının daha da kritik hâle geleceği açıktır. Bu nedenle suyun kamusal niteliğinin korunması, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkıdır.
Sonuç
Ücretsiz içme suyuna erişim, bir ayrıcalık ya da sosyal yardım değil; insan onuruna dayalı temel bir haktır. Kamusal, ücretsiz ve sürdürülebilir su politikaları; toplumsal eşitliği güçlendirir, halk sağlığını korur ve demokratik kent yaşamının temelini oluşturur. Bu nedenle içme suyu, piyasanın değil kamunun sorumluluğunda kalmalıdır.
Kaynakça (APA 7)
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu. (2010). The human right to water and sanitation (A/RES/64/292). United Nations.
Gleick, P. H. (1998). The human right to water. Water Policy, 1(5), 487–503. https://doi.org/10.1016/S1366-7017(99)00008-2
Harvey, D. (2012). Rebel cities: From the right to the city to the urban revolution. Verso.
WHO & UNICEF. (2017). Progress on drinking water, sanitation and hygiene: 2017 update and SDG baselines. World Health Organization.
Bakker, K. (2010). Privatizing water: Governance failure and the world's urban water crisis. Cornell University Press.
Yorumlar
Yorum Gönder