Kayıtlar

602 Yayın: Sabırla Büyüyen Bir Arşiv

Resim
  602 Yayın: Sabırla Büyüyen Bir Arşiv Bazı sayılar yalnızca ölçmez; tanıklık eder. 602 yayın , benim için bir istatistikten çok daha fazlası. O sayı, zamanın içinden geçerek biriken bir görsel hafızayı , tekrar tekrar denenen bir üretim disiplinini ve susarak da konuşabilen bir hikâye arşivini temsil ediyor. Her biri, belli bir ânın, belli bir ruh hâlinin, bazen de kelimelere dökülemeyen bir hissin kaydı. Her yayın; küçük bir duraksama, kısa bir bakış, bazen cesaret, bazen tereddüt. Kimi gün iyi bir ışık, kimi gün ağır bir yorgunluk eşlik etti bu yolculuğa. Ama hepsinin ortak bir yönü vardı: üretmeye devam etme iradesi . Çünkü üretmek, benim için sadece ortaya bir şey koymak değil; dünyayla ilişki kurmanın, ona dokunmanın ve “buradayım” demenin bir biçimi oldu. Bu süreçte en kıymetli olan şeylerden biri, görünmez ama hissedilir bir dayanışma ydı. Bakan gözler, okuyan zihinler, yazılan kısa yorumlar, gönderilen tek bir mesaj… Bazen yalnızca bir cümle, devam etme gücünü büyüte...

Araba Yerine Toplu Ulaşım Kullanımının Karbon Ayak İzine Etkisi

Resim
  Araba Yerine Toplu Ulaşım Kullanımının  Karbon Ayak İzine Etkisi Özet İklim krizi, bireysel ulaşım tercihlerinin çevresel etkilerini daha görünür hâle getirmiştir. Özellikle özel otomobil kullanımı, kentlerde karbon salımının başlıca kaynaklarından biridir. Bu makale, araba yerine toplu ulaşım kullanımının karbon ayak izini nasıl azalttığını bilimsel veriler ışığında incelemektedir. 1. Karbon Ayak İzi ve Ulaşım İlişkisi Karbon ayak izi, bireylerin veya sistemlerin doğrudan ve dolaylı olarak atmosfere saldığı sera gazı miktarını ifade eder. Ulaşım sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birinden sorumludur. Bunun büyük bölümü bireysel otomobil kullanımından kaynaklanmaktadır. Özel araçlar genellikle tek veya iki kişi tarafından kullanılırken, yakıt tüketimi kişi başına düşen emisyonu artırmaktadır. Buna karşılık toplu ulaşım, aynı enerjiyle çok daha fazla insan taşıyarak kişi başı karbon salımını ciddi biçimde düşürür. 2. Toplu Ulaşımın Karbon Avanta...

🐟 Hamsi: Karadeniz’in Hafızası ve Sofranın Bilimi

Resim
  🐟 Hamsi:  Karadeniz’in Hafızası ve Sofranın Bilimi Karadeniz kıyılarında sabahın erken saatlerinde başlayan hareketlilik, yalnızca bir balık avını değil; bir kültürü, bir geçim kaynağını ve bir mutfak geleneğini temsil eder. Hamsi ( Engraulis encrasicolus ), Türkiye’de sıradan bir deniz ürünü değil; kimlik, ekonomi ve beslenme biliminin kesişim noktasıdır. Bu yazıda hamsinin besin değeri, geleneksel tarifleri ve sürdürülebilirlik boyutu bilimsel kaynaklar ışığında ele alınmaktadır. Hamsinin Besin Değeri ve Sağlık Etkileri Hamsi, yüksek kaliteli protein içeriğinin yanı sıra B12 vitamini, D vitamini, iyot ve selenyum bakımından zengindir. Özellikle EPA ve DHA gibi uzun zincirli omega-3 yağ asitleri açısından önemli bir kaynaktır. Bilimsel çalışmalar, düzenli balık tüketiminin kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini göstermektedir (Mozaffarian & Rimm, 2006). Omega-3 yağ asitlerinin inflamasyonu azaltıcı etkileri olduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği de bild...

“Gerçek Sevgi Emektir”

Resim
  “Gerçek Sevgi Emektir”: İlişkilerde Emek, Bağlanma ve  Psikososyal Dayanıklılık Üzerine Bir Değerlendirme Özet “Gerçek sevgi emektir” ifadesi, romantik ya da sosyal ilişkilerin yalnızca duygusal yoğunlukla değil; süreklilik, sorumluluk ve bilinçli çabayla sürdürülebileceğini vurgular. Bu makale, sevginin emek boyutunu psikoloji ve sosyoloji literatürü ışığında ele almakta; bağlanma kuramı, üçgen aşk kuramı ve ilişkisel bakım kavramları üzerinden değerlendirmektedir. 1. Sevgi: Duygudan Sürece Popüler kültürde sevgi çoğu zaman yoğun bir duygu olarak tanımlansa da akademik literatür, sevginin dinamik ve gelişen bir süreç olduğunu ortaya koyar. Robert Sternberg ’in üçgen aşk kuramına göre sevgi; yakınlık, tutku ve bağlılık bileşenlerinden oluşur. Bu üç boyuttan özellikle “bağlılık”, bilinçli karar ve süreklilik gerektirir. Bağlılık, anlık hislerin ötesinde emek isteyen bir yönelimdir (Sternberg, 1986). Benzer şekilde John Bowlby ’nin bağlanma kuramı, güvenli bağın tekrar eden ba...

Oyuncak Fotoğrafçılığı

Resim
  Oyuncak Fotoğrafçılığı: Hikâye Anlatımı,  Teknikler ve Estetik Yaklaşımlar Özet Oyuncak fotoğrafçılığı, minyatür figürler ve objeler aracılığıyla hikâye anlatımını, yaratıcılığı ve görsel estetiği birleştiren çağdaş bir fotoğraf pratiğidir. Bu makale, oyuncak fotoğrafçılığının temel tekniklerini, anlatısal yapısını, kompozisyon ilkelerini ve dijital çağdaki rolünü incelemektedir. Ayrıca, fotoğrafçının yaratıcı kimliği ile minyatür dünyalar arasındaki ilişki ele alınmaktadır. 1. Giriş Fotoğraf sanatı, yalnızca gerçekliği belgelemekle sınırlı değildir; aynı zamanda kurgusal ve sembolik anlatımlar üretme gücüne sahiptir. Oyuncak fotoğrafçılığı, bu yönüyle fotoğrafın hayal gücüyle birleştiği özgün bir alan olarak öne çıkar. Küçük objeler üzerinden büyük hikâyeler anlatmayı mümkün kılan bu yaklaşım, özellikle sosyal medya ve dijital platformlarla birlikte yaygınlaşmıştır. 2. Oyuncak Fotoğrafçılığının Tanımı ve Kapsamı Oyuncak fotoğrafçılığı, aksiyon figürleri, minyatür ka...

Yazmak: Stresle Baş Etmenin Bilimsel Yolu

Resim
  Yazmak: Stresle Baş Etmenin Bilimsel Yolu Özet Yazmak, yalnızca düşünceleri ifade etme aracı değildir. Aynı zamanda beynin duygusal ve mantıksal merkezleri arasında denge kuran güçlü bir yöntemdir. Araştırmalar, düzenli yazmanın stres seviyesini azalttığını, duygusal yükü hafiflettiğini ve zihinsel sağlığı desteklediğini göstermektedir. Bu makalede, yazmanın beyin üzerindeki etkileri sade bir dille ele alınmaktadır. 1. Giriş Günlük hayatta stres, kaygı ve yoğun düşüncelerle sık sık karşılaşırız. Bu durum beynin “tehlike algılama” merkezini harekete geçirir ve bizi sürekli tetikte tutar. Yazmak ise bu süreci dengelemeye yardımcı olan basit ama etkili bir yöntemdir. Birçok insan, zor zamanlarda içini dökmek için deftere ya da telefona notlar alır. Bunun nedeni sadece rahatlamak değildir; yazmanın beyin üzerinde doğrudan olumlu etkileri vardır. 2. Beyinde Stres Nasıl Oluşur? Beyinde stresle ilişkili iki önemli bölge vardır: Amigdala: Tehlike, korku ve kaygıyı yöneten merkezdir. Stre...

#HondaCivicTypeR Tarihi: “Type R” Rozetinin 1997’den Bugüne Evrimi

Resim
  #HondaCivicTypeR Tarihi: “Type R” Rozetinin 1997’den Bugüne Evrimi Honda’nın Type R (“Racing”) rozeti, sadece daha güçlü motor demek değildir; ağırlık azaltma, şasi rijitliği, sürücü odaklı kokpit ve pist dayanıklılığı gibi ilkeleri bir pakete dönüştüren bir mühendislik yaklaşımıdır. Civic Type R ise bu yaklaşımın en geniş kitleye yayılan, yıllar içinde “hot hatch” sınıfının referanslarından biri hâline gelen temsilcisidir. (Honda News, 2022). Aşağıda Civic Type R’ın nesiller boyunca geçirdiği dönüşümü, dönüm noktalarını ve “neden kült bir otomobil” olduğunun temel sebeplerini tarihsel bir akışla bulacaksın. 1) Başlangıç: EK9 (1997–2000) — Efsanenin doğuşu (Japonya) Civic Type R adı ilk kez 1997’de EK9 kodlu modelle ortaya çıktı. Bu nesil, daha hafifletilmiş gövde yaklaşımı, şasi güçlendirmeleri ve yüksek devir karakteriyle dönemin “saf sürüş” tanımını yaptı. (Honda News, 2022; Wikipedia contributors, n.d.). Tanıtım tarihi: 19 Ağustos 1997 (Wikipedia contributors, n.d...