Kayıtlar

Cemre: Doğanın Uyanışı ve Kültürel Hafızadaki Anlamı

Resim
  Cemre: Doğanın Uyanışı ve Kültürel Hafızadaki Anlamı Özet Cemre, Türk ve Orta Asya halk kültüründe baharın gelişini simgeleyen önemli bir doğa olgusudur. Halk inanışına göre cemre, sırasıyla havaya, suya ve toprağa düşerek doğanın uyanışını başlatır. Bu çalışma, cemre kavramını kültürel kökenleri, sembolik anlamları ve insan-doğa ilişkisi bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Cemre, yalnızca meteorolojik bir geçişi değil; aynı zamanda umut, yenilenme ve yaşam döngüsünün yeniden başlamasını temsil eder. 1. Cemre Kavramının Kökeni “Cemre” sözcüğü Arapça jamrah kökünden gelir ve “kor, ateş, sıcaklık” anlamlarını taşır. Türk kültürüne geçtiğinde ise fiziksel bir sıcaklıktan çok, doğayı harekete geçiren simgesel bir ısınmayı ifade etmeye başlamıştır. Anadolu, Orta Asya ve Balkan coğrafyasında cemre; kışın sertliğinin çözülmesi, baharın kapısının aralanması olarak kabul edilir. 2. Cemrenin Üç Aşamalı Yapısı Halk takvimine göre cemre üç aşamada gerçekleşir: Havaya cemre düşmesi (19–20 ...

Küçük Hikâyeler, Büyük Toplum: Gündelik Hayatın Belgesi Olarak Fotoğraf

Resim
  Küçük Hikâyeler, Büyük Toplum:  Gündelik Hayatın Belgesi Olarak Fotoğraf Özet Gündelik hayat fotoğrafı, sıradan görünen anlar üzerinden toplumsal yapıyı, sınıfsal ilişkileri, kültürel kodları ve tarihsel kırılmaları görünür kılan güçlü bir belgeleme aracıdır. Bu makale, fotoğrafın gündelik hayatı nasıl bir toplumsal arşiv hâline getirdiğini; bireysel hikâyelerin zamanla kolektif hafızaya nasıl dönüştüğünü tartışmaktadır. Fotoğraf, büyük olaylardan çok küçük anlara odaklanarak, toplumun gerçek yüzünü kalıcı biçimde kayda alır. 1. Giriş Fotoğraf, ortaya çıktığı günden bu yana yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda toplumsal bir tanıklık pratiği olmuştur. Gündelik hayatın fotoğraflanması; sıradan, tekrar eden ve çoğu zaman fark edilmeyen anların belgelenmesi anlamına gelir. Bu anlar, bireysel görünümlerine rağmen, toplumsal ilişkilerin en çıplak hâlini taşır. Küçük hikâyeler, zaman içinde büyük toplumsal anlatıların yapı taşlarına dönüşür. 2. Gündelik Haya...

Sosyal Medya Kullanımının Zararları ve Korunma Stratejileri

Resim
  Sosyal Medya Kullanımının Zararları ve Korunma Stratejileri Giriş yüzyılın en hızlı yayılan teknolojik olgularından biri olan sosyal medya, iletişim, bilgi paylaşımı ve toplumsal etkileşim açısından eşsiz fırsatlar sunmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, sosyal medya kullanımının aynı zamanda psikolojik, bilişsel ve davranışsal düzeyde olumsuz etkilere de yol açabileceğini göstermektedir. Bu makalede sosyal medyanın potansiyel zararları ele alınacak ve bireylerin bu risklerden korunmasına yönelik stratejiler değerlendirilecektir. Sosyal Medyanın Potansiyel Zararları 1. Psikolojik Etkiler Sosyal medya kullanımı ile özellikle genç yetişkinler arasında anksiyete, depresyon ve düşük özdeğer düzeyleri arasında ilişki saptanmıştır. Kullanıcılar sürekli olarak başkalarının paylaşımlarını kıyaslama eğilimine girer; bu da olumsuz duyguların artmasına neden olabilir (Twenge, 2019). Özellikle “mükemmel yaşam” sunan paylaşımların sürekli takip edilmesi, bireyin kendi yaşamını ...

Yazmak ve Fotoğraf Çekmek Arasındaki Görünmez Köprüler

Resim
  Yazmak ve Fotoğraf Çekmek Arasındaki Görünmez Köprüler Özet Yazmak ve fotoğraf çekmek, farklı araçlar kullanmalarına rağmen ortak bir amaç etrafında birleşen iki yaratıcı pratiktir: zamanı, deneyimi ve anlamı kayda geçirmek. Bu makale, yazı ile fotoğraf arasındaki bilişsel, estetik ve belgesel bağları incelemekte; her iki pratiğin de hafıza, anlatı ve tanıklık üretimindeki rollerini ele almaktadır. Özellikle belgesel fotoğraf ve deneme yazısı üzerinden ilerleyerek, kelime ile görüntü arasındaki etkileşimin görünmez fakat güçlü köprülerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1. Giriş İnsanlık tarihi boyunca anlatma ihtiyacı, farklı ifade biçimlerinin doğmasına neden olmuştur. Yazı, düşüncenin zamansal bir izini bırakırken; fotoğraf, anın görsel bir kanıtı olarak işlev görür. İlk bakışta biri sözel, diğeri görsel olan bu iki disiplin, özünde aynı soruya yanıt arar: “Gördüğümüz ve yaşadığımız dünyayı nasıl hatırlayacağız?” 2. Yazı ve Fotoğrafın Ortak Hafıza İşlevi Yazı da fotoğra...

Cyberpunk’ın Tarihsel Gelişimi: Teknoloji, Kültür ve Distopya

Resim
  Cyberpunk’ın Tarihsel Gelişimi: Teknoloji, Kültür ve Distopya Giriş Cyberpunk, yalnızca bilimkurguya ait bir alt tür değil; modern toplumun teknolojiyle kurduğu problemli ilişkiyi görünür kılan kültürel bir eleştiri alanıdır. “Yüksek teknoloji, düşük yaşam kalitesi” mottosu etrafında şekillenen bu yaklaşım; kapitalizm, gözetim, sınıfsal ayrışma ve kimlik krizlerini karanlık gelecek tasvirleriyle sorgular. Bu makale, cyberpunk’ın tarihsel kökenlerini, kültürel bağlamını ve günümüze uzanan dönüşümünü ele almaktadır. Kavramsal Kökenler (1960–1970) Cyberpunk’ın düşünsel temelleri, 1960’ların sonu ve 1970’lerin başındaki teknolojik sıçramalarla atıldı. Soğuk Savaş, bilgisayarlaşma ve erken ağ sistemleri; bireyin teknoloji karşısındaki kırılganlığını görünür kıldı. Bu dönemde yazılan bilimkurgu metinleri, insan-makine sınırlarının bulanıklaşmasını ve otoritenin dijitalleşmesini merkeze aldı. Philip K. Dick’in gerçeklik algısını sorgulayan anlatıları, cyberpunk’ın felsefi altyapısın...

Bir Fotoğrafın İkinci Hayatı: Arşivlenen Kareler Yıllar Sonra Bize Ne Anlatır?

Resim
  Bir Fotoğrafın İkinci Hayatı:  Arşivlenen Kareler Yıllar Sonra Bize Ne Anlatır? Giriş Fotoğraf, çoğu zaman “anı dondurma” eylemi olarak tanımlanır. Oysa fotoğrafın asıl gücü, çekildiği anla sınırlı değildir. Bir kare arşivlendiğinde, zamanla yeni anlamlar kazanır; fotoğraf ikinci bir hayata başlar. Bu ikinci hayat, yalnızca görüntünün değil, bakan gözün, toplumsal bağlamın ve tarihsel bilincin dönüşümüyle şekillenir. Arşivlenen fotoğraflar, yıllar sonra yeniden incelendiğinde bireysel hafızanın ötesine geçerek kolektif belleğin aktif bir parçası hâline gelir. Fotoğraf ve Zaman: Değişmeyen Görüntü, Değişen Anlam Fotoğraf fiziksel olarak sabit kalsa da anlamı sabit değildir. Çekildiği dönemde sıradan görünen bir kare, yıllar sonra tarihsel bir belgeye dönüşebilir. Sokaklar, kıyafetler, bakışlar ve mimari detaylar; fotoğrafın çekildiği dönemin sosyo-kültürel yapısını istemeden de olsa kayda alır. Zaman ilerledikçe bu detaylar, fotoğrafın ana konusu kadar değerli hâle gelir....

Kansō (簡素): Sadelik Yoluyla Zihinsel ve Estetik Arınma

Resim
  Kansō  (簡素) : Sadelik Yoluyla Zihinsel ve Estetik Arınma Giriş Modern dünyada bireyler, sürekli artan bilgi akışı, görsel kirlilik ve tüketim baskısı altında yaşamaktadır. Bu durum yalnızca fiziksel çevreyi değil, aynı zamanda zihinsel alanı da karmaşık ve yorucu hâle getirmektedir. Japon estetik felsefesinin temel ilkelerinden biri olan Kansō (簡素) , bu karmaşaya karşı geliştirilen köklü bir yaklaşımı temsil eder. Kansō, yalnızca estetik bir tercih değil; yaşamı, üretimi ve düşünceyi sadeleştirmeye yönelik bütüncül bir anlayıştır. Kansō Kavramının Kökeni Kansō, Japon estetik geleneğinde yer alan ve Zen Budizmi ile yakından ilişkili olan bir ilkedir. Kelime anlamı olarak “sadelik” ve “gösterişten arınmışlık” ifade eder. Ancak bu sadelik, eksiltme ya da yoksunluk değil; özün korunmasıdır. Kansō’ya göre bir nesne, mekân ya da tasarım ancak gereksiz olanlardan arındırıldığında gerçek işlevine ve anlamına ulaşır. Bu yaklaşım, Japon kültüründe özellikle mimari, çay seremonile...