“Punctum”: Bir Fotoğrafın Kalbe Battığı Yer
“Punctum”: Bir Fotoğrafın Kalbe Battığı Yer
Fotoğrafta Etki, Bellek ve Umut Üzerine Kısa Bir İnceleme
Özet
Fotoğraf çoğu zaman gördüğümüz şeyden fazlasını taşır: bir duygu, bir hatıra, bir sarsıntı. Roland Barthes’ın ortaya koyduğu “punctum” kavramı, tam da bu sarsıntıyı açıklamak için kullanılır. Punctum; fotoğrafın içindeki küçük bir ayrıntının izleyiciyi aniden yakalaması, kişisel bir yerden “vurması” ve görüntüyü unutulmaz kılmasıdır. Bu makale, punctum kavramını fotoğraf kuramı bağlamında ele alır; punctumun izleyiciyle kurduğu duygusal bağ, bellekle ilişkisi ve umut üretme potansiyeli üzerinde durur.
Anahtar Kelimeler: punctum, fotoğraf, Roland Barthes, bellek, sanat, umut
1. Giriş: Fotoğrafın Sessiz Şiddeti
Bazı fotoğraflar güzeldir, bazıları güçlüdür… ama bazıları vardır ki “sadece bakılmaz”, içimize işler. Bu etki, çoğu zaman fotoğrafın büyük anlatısından değil; küçük, beklenmedik bir ayrıntısından kaynaklanır. Barthes (1981), fotoğrafın izleyicide oluşturduğu bu özel ve kişisel etkiyi punctum kavramıyla açıklar.
Punctum, fotoğrafı bir görüntü olmaktan çıkarıp bir yaşantıya dönüştürür. İzleyici fotoğrafın içine düşer; çünkü o küçük ayrıntı, kişinin kendi hafızasıyla veya kırılganlığıyla temas eder.
2. Kavramsal Çerçeve: Studium ve Punctum
Barthes (1981) fotoğrafı okuma biçimimizi iki kavramla ayırır:
2.1. Studium (Genel Anlam Alanı)
Studium, fotoğrafın kültürel, toplumsal ve genel anlamda “okunabilen” kısmıdır. Örneğin:
-
Bir protesto fotoğrafının “toplumsal mücadeleyi” anlatması,
-
Bir belgesel karede “yoksulluğun” görülmesi,
-
Bir portrede “kimlik” vurgusu…
Bu, çoğu kişinin benzer şekilde yorumlayabileceği alanı temsil eder.
2.2. Punctum (Kişisel Yaralanma Anı)
Punctum ise planlanmış gibi görünmeyen, bazen önemsiz sayılabilecek ama izleyiciyi birden yakalayan ayrıntıdır. Fotoğrafın “genel” anlatısı değil, kişisel kırılma noktasıdır.
Punctum bir duygudur ama aynı zamanda bir “tetikleyici”dir:
-
Birinin elindeki yara bandı
-
Arka plandaki yalnız bir sandalye
-
İri bir düğme, yamuk bir yaka
-
Bir bakışın boşluğu
Bu küçük işaret, izleyicide beklenmedik bir yankı oluşturur.
3. Punctum Neden Bu Kadar Güçlüdür?
Punctumun etkisi, fotoğrafın “bilgi” taşımasından değil; hafızayı uyandırmasından gelir. Bu kavram, fotoğrafın yalnızca görsel bir belge değil; aynı zamanda duygusal bir kayıt olduğunu hatırlatır.
Sontag (2001) fotoğrafın gerçekliği parçalayarak sakladığını, anı dondurduğunu ve böylece dünyayı arşivlenebilir hale getirdiğini söyler. Ancak punctum, bu arşiv duygusunu kırar: Fotoğrafın “belge” kısmını aşar, kalbe temas eder.
Bu yüzden punctum “sanatsal bir etki”den çok, izleyici için bir tür kişisel karşılaşmadır.
4. Punctum ve Bellek: Fotoğrafın Hafıza İğnesi
Fotoğraf, çoğu zaman bir kaybın da kanıtıdır. Barthes’ın yaklaşımında fotoğrafın çarpıcı tarafı şudur: Fotoğraf bize aynı anda iki şey söyler:
-
“Bu vardı.”
-
“Bu artık yok.”
Bu iki cümle arasındaki gerilim, punctumu daha da güçlü kılar. Çünkü punctum, yalnızca fotoğrafın içindeki detayı değil; izleyicinin içindeki geçmişi de açar. Böylece fotoğraf, bir “görüntü” değil, bir anı kapısı olur.
5. Umut ve Punctum: Kırılganlığın İçindeki Işık
Punctum her zaman acı olmak zorunda değildir. Bazen punctum, karanlığın içinde parlayan küçük bir “umut işareti” olur:
-
Yıkımın ortasında bir çiçek
-
Zor bir hayatın içinde bir gülümseme
-
Kalabalıkta tek başına ama dimdik duran biri
Umut, burada büyük cümlelerle değil; küçük bir işaretle doğar. Punctumun umuda katkısı şudur: İzleyiciye şunu hissettirir:
“İnsan hâlâ burada. Hayat hâlâ devam ediyor.”
Bu nedenle punctum, fotoğrafın bağırmadan değiştiren gücünün en iyi örneklerinden biridir.
6. Fotoğrafçı Açısından Punctum: Planlanabilir mi?
Punctumun en ilginç tarafı şudur: Fotoğrafçı her zaman punctumu planlayamaz.
Çünkü punctum, izleyicinin kendi yaşantısıyla “çarpışan” bir detaydır. Fotoğrafçı ancak şu zemini hazırlayabilir:
-
dürüst bakış
-
iyi gözlem
-
etik yaklaşım
-
yeterli zaman ve sabır
Berger (1972), görmenin masum olmadığını; bakışımızın kültür ve deneyimle şekillendiğini söyler. Bu nedenle punctum, herkes için aynı yerde oluşmaz. Bir kişiyi vuran detay, başka birine sıradan gelebilir.
Bu, punctumu eşsiz kılan şeydir: Punctum, fotoğrafın izleyiciyle kurduğu gizli anlaşmadır.
7. Sonuç
“Punctum”, fotoğrafın “büyük anlatılarının” ötesinde, küçük bir ayrıntıyla izleyiciyi sarsma gücünü ifade eder. Fotoğrafın etkisini yalnızca kompozisyon, ışık ya da teknik mükemmellik belirlemez; bazen tek bir kırıntı, tek bir bakış, tek bir çizik izleyiciyi fotoğrafın içine çeker.
Bu açıdan punctum, fotoğrafın en insani yeridir:
Kusursuz değil, gerçek.
Yüksek sesli değil, kalıcı.
Gösterişli değil, derin.
Ve bazen dünyayı değiştiren şey, işte tam da bu sessiz derinliktir.
Kaynakça (APA 7)
Barthes, R. (1981). Camera lucida: Reflections on photography (R. Howard, Trans.). Hill and Wang.
Berger, J. (1972). Ways of seeing. Penguin Books.
Sontag, S. (2001). On photography. Picador.
Sontag, S. (2003). Regarding the pain of others. Farrar, Straus and Giroux.

Yorumlar
Yorum Gönder