Erich Fromm’un Hümanist Düşüncesi Bağlamında Fotoğraf Sanatı: Görme, Yabancılaşma ve Etik Sorumluluk

 


Erich Fromm’un Hümanist Düşüncesi Bağlamında Fotoğraf Sanatı: Görme, Yabancılaşma ve Etik Sorumluluk

Özet

Bu çalışma, Erich Fromm’un hümanist psikoloji ve eleştirel toplum kuramı çerçevesinde fotoğraf sanatını ele almayı amaçlamaktadır. Fromm’un özellikle “sahip olmak” ve “olmak” yönelimleri, yabancılaşma, sevgi ve üretkenlik kavramları üzerinden fotoğrafın estetik olduğu kadar etik bir pratik olduğu savunulmaktadır. Çalışma, fotoğraf sanatının modern toplumda bireyin dünyayla kurduğu ilişkiyi nasıl yansıttığını ve dönüştürebileceğini tartışmaktadır. Bu bağlamda fotoğraf, yalnızca görsel bir temsil aracı değil; insani sorumluluk, empati ve toplumsal farkındalık üreten bir ifade biçimi olarak değerlendirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Erich Fromm, fotoğraf sanatı, hümanizm, yabancılaşma, etik, görsel kültür


Giriş

  1. yüzyıl düşüncesinin önemli isimlerinden biri olan Erich Fromm, insanın modern toplum içindeki varoluşunu psikolojik, sosyolojik ve etik boyutlarıyla ele almıştır. Fromm’un çalışmaları; bireyin özgürlüğü, yabancılaşması ve sevgi kapasitesi üzerine yoğunlaşırken, sanat ve yaratıcı üretim de bu düşünsel çerçevenin önemli bir parçasını oluşturur. Fotoğraf sanatı, Fromm’un insan-merkezli yaklaşımıyla ele alındığında, modern bireyin dünyayı algılama ve anlamlandırma biçimlerini görünür kılan güçlü bir araç olarak öne çıkar.

Bu çalışmanın amacı, Fromm’un temel kavramları üzerinden fotoğraf sanatını kuramsal olarak analiz etmek ve fotoğrafın etik, insani ve toplumsal boyutlarını tartışmaktır.


Erich Fromm’da “Sahip Olmak” ve “Olmak” Kavramları

Fromm’a (1976) göre modern toplum, bireyi “olmak” yerine “sahip olmak” yönelimine iter. Sahip olmak; nesneleri, insanları ve hatta deneyimleri tüketilecek varlıklar hâline getirirken, olmak yönelimi yaşantıya aktif katılımı, farkındalığı ve üretkenliği temsil eder.

Fotoğraf sanatı bu ayrım çerçevesinde iki farklı biçimde konumlanabilir. Sahip olmaya dayalı bir fotoğraf anlayışı, görüntüyü yalnızca tüketilecek bir nesneye indirger. Dijital çağda hızla üretilen ve hızla unutulan imgeler, bu durumu açıkça göstermektedir. Buna karşın olmak yönelimli fotoğraf pratiği, görüntüyü ele geçirmekten çok onunla ilişki kurmayı amaçlar. Fotoğraf burada bir tüketim nesnesi değil, bilinçli bir tanıklık biçimi hâline gelir.


Yabancılaşma ve Fotoğrafın Toplumsal İşlevi

Fromm (1955), modern insanın hem kendisine hem de topluma yabancılaştığını savunur. Bu yabancılaşma, bireyin duygularını, düşüncelerini ve yaratıcı kapasitesini bastıran toplumsal yapılarla ilişkilidir. Fotoğraf sanatı, bu yabancılaşmayı ya yeniden üreten ya da ona karşı bir farkındalık alanı yaratan bir araç olabilir.

Özellikle belgesel ve sosyal fotoğraf, yabancılaşmış gerçekliği görünür kılarak izleyiciyi pasif konumdan çıkarır. İnsan onurunu merkeze alan fotoğraf çalışmaları, izleyicide empati duygusunu güçlendirerek Fromm’un hümanist anlayışıyla örtüşür. Bu bağlamda fotoğraf, yalnızca gerçekliği belgeleyen değil, aynı zamanda toplumsal bilinci harekete geçiren bir sanat formu olarak değerlendirilebilir.


Sevgi, Empati ve Fotoğrafik Bakış

Fromm’a (1956) göre sevgi, bir duygu durumundan çok aktif bir eylemdir ve bilgi, sorumluluk, saygı ile emek gerektirir. Fotoğraf sanatı bu anlayışla ele alındığında, fotoğrafçının öznesiyle kurduğu ilişki etik bir boyut kazanır. Sevgi temelli bir fotoğrafik bakış, insanı nesneleştirmez; onu kendi bağlamı içinde anlamaya çalışır.

Bu yaklaşım, özellikle portre ve sokak fotoğrafçılığında belirginleşir. Fotoğrafçının bakışı, Fromm’un tanımladığı üretken sevgiyle birleştiğinde, ortaya çıkan görüntü yalnızca estetik değil, aynı zamanda ahlaki bir değer taşır.


Fotoğraf, Özgürlük ve Etik Sorumluluk

Fromm (1941), özgürlüğü yalnızca dış baskıların yokluğu olarak değil, bireyin sorumluluk alma kapasitesi olarak tanımlar. Fotoğraf sanatı da bu bağlamda etik bir sorumluluk alanı yaratır. Görüntü üretmek, yalnızca teknik bir eylem değil; aynı zamanda temsil edilen gerçekliğe karşı bir sorumluluk üstlenmektir.

Bu nedenle fotoğrafçı, yalnızca estetik tercihler yapan bir sanatçı değil, aynı zamanda toplumsal hafızaya katkıda bulunan bir özne olarak değerlendirilmelidir. Fromm’un hümanist yaklaşımı, fotoğrafı özgürleştirici ve bilinç artırıcı bir pratik olarak yeniden düşünmeyi mümkün kılar.


Sonuç

Erich Fromm’un düşünceleri ışığında fotoğraf sanatı, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin etik ve varoluşsal bir ifadesi olarak değerlendirilebilir. Sahip olmaya dayalı tüketim kültürünün aksine, olmak yönelimli fotoğraf anlayışı; empatiyi, farkındalığı ve sorumluluğu merkeze alır. Bu bağlamda fotoğraf, yalnızca bir görsel üretim aracı değil, insani değerleri yeniden inşa eden bir sanat pratiğidir.

Fromm’un hümanist düşüncesi, fotoğraf sanatının etik ve toplumsal potansiyelini anlamak için güçlü bir kuramsal zemin sunmaktadır.


Kaynakça (APA 7)

Fromm, E. (1941). Özgürlükten kaçış (Çev. Ş. Tekeli). Payel Yayınları.

Fromm, E. (1955). Sağlıklı toplum (Çev. Y. Salman). Payel Yayınları.

Fromm, E. (1956). Sevme sanatı (Çev. Y. Salman). Payel Yayınları.

Fromm, E. (1976). Sahip olmak ya da olmak (Çev. A. Yörükan). Say Yayınları.

Sontag, S. (2008). Fotoğraf üzerine (Çev. O. Akınhay). Agora Kitaplığı.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Polyushka Polye: Sovyetler Birliği'nin Unutulmaz Marşı

Fotoğraf Makinesinin Teknik Yapısı ve Çalışma Prensibi

Göz Takibi Teknolojisi: Erişilebilirlikte Yeni Bir Dönem