Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Öğretmenin İzinde: Albert Camus’nün Louis Germain’e Mektubu Üzerinden Eğitimin Ahlaki Gücü

Resim
  Bir Öğretmenin İzinde: Albert Camus’nün Louis Germain’e Mektubu Üzerinden Eğitimin Ahlaki Gücü Giriş Eğitim, bireyin yalnızca bilişsel gelişimini değil, aynı zamanda etik, duygusal ve toplumsal yönelimlerini de şekillendiren temel bir süreçtir. Bu bağlamda, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Albert Camus ’nün, ilkokul öğretmeni Louis Germain ’e yazdığı teşekkür mektubu, pedagojinin insan hayatındaki dönüştürücü etkisini somut biçimde ortaya koyan tarihsel ve düşünsel bir belgedir. Camus’nün bu mektupta dile getirdiği minnet, eğitimin yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı olmayan, ahlaki bir eylem olduğunu gözler önüne serer. Yoksulluk, Eşitsizlik ve Eğitim Camus, Cezayir’in yoksul mahallelerinde büyümüş, sınıfsal eşitsizliklerle erken yaşta yüzleşmiş bir bireydir. Bu koşullar altında eğitim, onun için bir ayrıcalık değil; hayatta kalmanın, kendini ifade edebilmenin ve insan onurunu koruyabilmenin yegâne yoludur. Louis Germain’in pedagojik yaklaşımı, öğrencisini yalnızca akademik başarıy...

Yaşam Boyu Eğitim: Bilgi Toplumunda Sürekli Öğrenmenin Felsefi, Toplumsal ve Ekonomik Boyutları

Resim
  Yaşam Boyu Eğitim: Bilgi Toplumunda Sürekli Öğrenmenin Felsefi, Toplumsal ve Ekonomik Boyutları Özet Yaşam boyu eğitim, bireyin doğumdan ölüme kadar süren öğrenme sürecini kapsayan bütüncül bir eğitim anlayışıdır. Bilginin hızla üretildiği ve dönüştüğü çağdaş toplumlarda, bireyin yalnızca örgün eğitim yoluyla edindiği bilgiler yetersiz kalmaktadır. Bu makalede yaşam boyu eğitimin kuramsal temelleri, tarihsel gelişimi, bireysel ve toplumsal etkileri, dijitalleşme ile ilişkisi ve çağdaş eğitim politikalarındaki yeri kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Çalışma, yaşam boyu eğitimin demokratikleşme, sosyal adalet ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı önemi vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam boyu eğitim, sürekli öğrenme, bilgi toplumu, dijital eğitim, eğitim politikaları 1. Giriş Eğitim, tarih boyunca bireyin topluma uyum sağlamasının ve kültürel sürekliliğin en temel araçlarından biri olmuştur. Ancak sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle birlikte eğitimin nit...

Sadece Okumak İçin Tasarlanmış Bir Ev: Mekân, Zihin ve Sessizliğin Mimarisi

Resim
  Sadece Okumak İçin Tasarlanmış Bir Ev: Mekân, Zihin ve Sessizliğin Mimarisi Özet Bu makale, yalnızca okumaya adanmış bir yaşam alanının mimari, psikolojik ve kültürel boyutlarını incelemektedir. Okuma eylemi, yalnızca bireysel bir alışkanlık değil; mekânla, sessizlikle ve zaman algısıyla kurulan derin bir ilişkidir. Dijital dikkat dağınıklığının arttığı çağımızda, sadece okumak için tasarlanmış bir ev; zihinsel derinliği, odaklanmayı ve düşünsel üretimi destekleyen bir karşı-mekân olarak ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: okuma mekânı, mimari ve zihin, sessizlik, dikkat ekonomisi, kitap kültürü 1. Giriş Tarih boyunca okuma, belirli mekânlarla özdeşleşmiştir: manastır hücreleri, kütüphaneler, çalışma odaları ve bahçeler. Günümüzde ise okuma eylemi, çok işlevli ve dikkat bölücü mekânlar içinde giderek parçalanmaktadır. Bu bağlamda “sadece okumak için tasarlanmış bir ev” fikri, modern yaşamın hızına karşı bilinçli bir yavaşlama ve derinleşme önerisi sunar. 2. Okuma ve Mek...

Oyuncak Kültürü: Nesnelerden Anılara, Tüketimden Kimliğe

Resim
  Oyuncak Kültürü: Nesnelerden Anılara, Tüketimden Kimliğe (Çocukluk, Toplum, Medya ve Kolektif Hafıza Üzerinden Bir İnceleme) Özet Oyuncaklar yalnızca çocukların vakit geçirdiği nesneler değildir; kültürel değerleri taşıyan, kuşaklar arası bağ kuran, kimlik gelişimini etkileyen ve toplumsal normların yeniden üretildiği güçlü araçlardır. Oyuncak kültürü; aile, ekonomi, medya, reklamcılık ve popüler kültür ile iç içe geçmiş bir ekosistemdir. Bu makale, oyuncakların tarihsel dönüşümünü, toplumsal cinsiyet rollerine etkisini, küresel tüketim kültüründeki yerini ve koleksiyonculuk gibi yetişkin pratikleriyle nasıl yeni anlamlar kazandığını ele almaktadır. 1) Oyuncak Nedir? Kültürel Bir Nesne Olarak Oyuncak Günlük hayatta oyuncak “çocuk işi” olarak görülse de sosyal bilimlerde oyuncak; eğlence aracı olmanın yanı sıra kültürel kod taşıyıcısı kabul edilir. Oyuncaklar aracılığıyla çocuklar çevrelerini taklit eder, dünyayı anlamlandırır ve “kimlik” inşa etmeye başlar. Örneğin; bir ...

“Bahçeniz ve kütüphaneniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz demektir.” – Cicero

Resim
  “Bahçeniz ve kütüphaneniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz demektir.” – Cicero Bahçe ve Kütüphane: İnsan Ruhunun İki Büyük İhtiyacı Üzerine Bir Makale Giriş Cicero’ya atfedilen “Bahçeniz ve kütüphaneniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz demektir” sözü, insanın mutlu ve dengeli bir yaşam için hangi kaynaklara gerçekten ihtiyaç duyduğunu sade ama güçlü biçimde anlatır. Bu ifade yalnızca romantik bir “huzur” çağrısı değildir; aynı zamanda bireyin dünyayla kurduğu ilişkiyi hem zihinsel hem fiziksel düzlemde düzenleyen iki temel alanı temsil eder: doğa ve bilgi . Bu makalede bahçe, yaşamın somut tarafını; kütüphane ise insanın düşünsel evrenini temsil eden iki ana metafor olarak ele alınacak, bu iki unsurun modern dünyada bireysel iyilik hali üzerindeki rolü tartışılacaktır. Bahçe: Doğayla Bağ Kurmanın Terapötik Gücü Bahçe, insanın doğayla kurduğu ilişkinin küçük ama yoğun bir özeti gibidir. Toprağa dokunmak, canlı bir şeyi büyütmek, mevsim dönüşümlerini izlemek;...

Kadın Fotoğraf Sanatçıları Neden Daha Çok Üretmeli?

Resim
  Kadın Fotoğraf Sanatçıları Neden Daha Çok Üretmeli? Çünkü dünya tek bir gözden ibaret değil. 📸 Bazen bir fotoğraf, bir haberden daha güçlüdür. Bazen bir kare, yıllarca konuşulmayan bir gerçeği tek saniyede görünür yapar. İşte bu yüzden fotoğraf sadece “sanat” değildir; aynı zamanda tanıklık , kayıt , hafıza ve direniştir . Ve tam da bu noktada önemli bir soru belirir: Kadın fotoğraf sanatçıları neden daha çok üretmeli? Cevap kısa: Çünkü daha çok kadının kadrajı = daha gerçek bir dünya. Ama gel bunu derinlemesine konuşalım. 1) Fotoğraf: Sadece Görmek Değil, Seçmek ve Anlatmak Fotoğrafın en büyük gücü, “gerçeği aynen göstermek” değildir. Fotoğrafın gücü şuradadır: Neye baktığını seçersin Neyi dışarıda bıraktığını seçersin Hangi ışıkta ve hangi anda göstereceğini seçersin İzleyicinin nasıl hissedeceğini belirlersin Yani fotoğrafçı, bir bakıma dünyanın editörüdür . Bu yüzden fotoğraf dünyasında kadınların daha fazla üretmesi, estetik bir mesele değil sad...

Gelecekte E-Kitap Nasıl Olacak?

Resim
  Gelecekte E-Kitap Nasıl Olacak? Okuma Kültürünün Dijital Evrimi, Etkileşimli Metinler ve Akıllı Kütüphaneler Giriş E-kitaplar uzun zamandır “kağıdın dijital versiyonu” gibi görülüyordu. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte e-kitap fikri hızla dönüşüyor: Artık yalnızca bir dosya formatı değil, yeni bir okuma ekosistemi haline geliyor. Geleceğin e-kitabı; kişiselleştirilen tasarım, yapay zekâ destekli okuma asistanları, erişilebilirlik seçenekleri, etkileşimli içerikler ve veri temelli öğrenme özellikleriyle birlikte şekillenecek. Bu makalede, e-kitabın geleceğini yalnızca “teknolojik bir yenilik” olarak değil; kültürel, bilişsel ve sosyolojik bir değişim olarak ele alıyoruz. 1) E-Kitabın Evrimi: Dosyadan Deneyime Bugün e-kitap dendiğinde çoğu kişinin aklına PDF, ePub ya da Kindle formatı gelir. Fakat gelecekte e-kitap, statik metin olmaktan çıkıp dinamik bir deneyim sunan bir yapıya dönüşebilir. Gelecekteki e-kitaplarda şu dönüşümler beklenebilir: Metin + ses + g...

Disleksi İçin Özel Yapay Zekâ Geliştirilebilir mi?

Resim
  Disleksi İçin Özel Yapay Zekâ Geliştirilebilir mi? Eğitim, Okuryazarlık ve Erişilebilirlik İçin Akıllı Destek Sistemleri Özet Disleksi, bireyin zekâ düzeyiyle ilişkili olmayan; daha çok okuma, yazma ve dil işleme süreçlerinde zorluk yaratan nörogelişimsel bir farklılıktır. Son yıllarda yapay zekâ (YZ) tabanlı teknolojiler, disleksili bireylerin öğrenme deneyimini daha erişilebilir ve kişiselleştirilmiş hale getirmek için güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bu makale, disleksiye özel yapay zekâ sistemlerinin geliştirilebilirliğini; teknik altyapı, kullanıcı ihtiyaçları, öğrenme bilimleri ve etik boyutlar üzerinden ele alır. Ayrıca metin sadeleştirme, yazım desteği, konuşmadan metne (STT) ve metinden konuşmaya (TTS) gibi işlevlerin disleksi dostu tasarım ilkeleriyle birleştiğinde bireyin akademik başarısına ve özgüvenine katkı sunabileceği tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Disleksi, yapay zekâ, erişilebilirlik, kişiselleştirilmiş öğrenme, metin sadeleştirme, TTS, STT 1...

Veriden Hikâyeye: Sıralama, Düzenleme ve Görselleştirme Yoluyla Anlam Üretimi

Resim
  Veriden Hikâyeye: Sıralama, Düzenleme ve Görselleştirme Yoluyla Anlam Üretimi (Veri Hikâyeleştirme Yaklaşımının Akademik İncelemesi) Özet Günümüz bilgi toplumunda veri üretimi artmış, ancak bu verilerin anlamlı bilgiye dönüştürülmesi giderek daha karmaşık bir problem hâline gelmiştir. Ham veri, tek başına yorumlanabilir bir yapı sunmadığı için kullanıcıların bilişsel yükünü artırabilir. Bu çalışma, verinin “dağınık parçalar” hâlinden çıkarılarak sıralanması, düzenlenmesi, görsel olarak sunulması ve son olarak bir hikâye ile açıklanması sürecini incelemektedir. Süreç, hem bilgi görselleştirme literatürü hem de anlatı kuramı çerçevesinde değerlendirilmiş, verinin yalnızca doğruluk değil aynı zamanda anlaşılabilirlik ve ikna gücü taşıyan bir iletişim aracı olarak ele alınması gerektiği savunulmuştur. Çalışma, veri anlatısının (data storytelling) karar verme, hatırlanabilirlik ve anlam üretimi üzerindeki etkisini tartışarak, verinin etkili biçimde aktarılabilmesi için yapılandırma...