Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni Yıl, Yaratıcılık ve Üretme Cesareti: Düşünsel Bir Değerlendirme

Resim
  Yeni Yıl, Yaratıcılık ve Üretme Cesareti: Düşünsel Bir Değerlendirme Giriş Yeni yıl genellikle “yeni başlangıçlar” ve “hedef belirleme” bağlamında konuşulur. Takvim değişimi, bireylerde taze bir başlangıç arzusu uyandırır ve çoğu zaman yeni kararlar alınmasına neden olur (Norcross, Mrykalo & Blagys, 2002). Ancak yeni yılda asıl değerli olan yalnızca başlangıçlar değil, düşünsel üretkenlik ve bu üretkenliği devam ettirme cesaretidir. Bu makale, yeni yıl motivasyonu ile yaratıcı üretim arasındaki ilişkiyi tartışırken, bireylerin yenilik karşısında gösterdikleri cesaretin neden önemli olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yeni Yıl Motivasyonu ve Birliktelikler Her yılbaşında bireyler yaşamlarında değişiklik yapma isteği hissederler. Bu eğilim, psikolojik olarak insanın “reset” ihtiyacından kaynaklanır (Sirois, Yang & van Eerde, 2019). Yeni bir yıl, geçmişin yükünden arınma ve daha iyi bir gelecek inşa etme umudu sunar. Ancak bu başlangıç arzusu, genellikle zihinsel bir coş...

Yeni Yıl, Yeni Bir Bilinç: Anlam, Üretim ve Dayanışma Üzerine

Resim
  Yeni Yıl, Yeni Bir Bilinç: Anlam, Üretim ve Dayanışma Üzerine Giriş Yeni yıl, yalnızca takvimsel bir eşik değil; bireysel ve toplumsal olarak durup düşünmek için sembolik bir fırsattır. Modern dünyada zamanın hızla tüketildiği, dikkatin parçalandığı ve üretimin çoğu zaman anlamdan koparıldığı bir çağda, yeni yıl mesajları da sıklıkla klişelere sıkışmaktadır. Oysa yeni yıl, yüzeysel temennilerden ziyade daha derin bir bilinç değişimini çağırabilir. Gürültüden Derinliğe Dijital çağın temel sorunlarından biri, sürekli maruz kalınan bilgi ve uyarı bombardımanıdır. Bu gürültü, bireyin düşünme kapasitesini zayıflatırken, sanatsal ve entelektüel üretimi de yüzeyselleştirir. Derinlik ise yavaşlık, dikkat ve sabır gerektirir. Yeni bir yıl dileği, daha fazla içeriğe değil; daha anlamlı içeriğe yönelmeyi savunmalıdır. Bu yaklaşım, dijital minimalizm ve bilinçli üretim kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir. Tüketim Yerine Üretim Kapitalist tüketim kültürü, bireyi çoğunlukla pasif bir izle...

Sessiz Başlayan Yolculuk

Resim
  Sessiz Başlayan Yolculuk Bazı yolculuklar kalabalık başlamaz. Sanat üzerine yazmak da böyledir: sessiz, sabırlı ve inatçı bir yürüyüş. Bu sayfada paylaşılan metinler, hızlı tüketilmek için değil; durmak, düşünmek ve yeniden bakmak için yazıldı. Sanatın, fotoğrafın ve kültürün aceleye gelmediğine inanan bir yerden üretildi. Aylar içinde yavaş ama kararlı biçimde büyüyen bu ilgi, bugün 10.000’in üzerinde okuma ya ulaştı. Bu sayı, istatistikten çok daha fazlasını ifade ediyor; düşünceye, sanata ve eleştiriye ayrılmış zamanı simgeliyor. Okuyan, paylaşan, geri dönen ya da sessizce takip eden herkese içtenlikle teşekkür ederim. Bu ilgi, yazmaya devam etmek için güçlü ve anlamlı bir motivasyon kaynağı. Önümüzdeki dönemde sanat, fotoğraf, kültür ve dijital çağ üzerine daha derin, daha cesur ve daha disiplinlerarası metinlerle yol almaya devam edeceğim. Soru sormaktan, bağlam kurmaktan ve birlikte düşünmekten vazgeçmeden. Bu yolculukta eşlik eden herkese teşekkürler. Birlikte düşün...

“…gerçek sanatçılar hiçbir şeyi küçümsemez; yargılamaktan ziyade anlamakla yükümlüdürler.” — Albert Camus

Resim
  Anlamakla Yükümlü Sanatçı: Albert Camus’de Absürd, Etik ve Yargısız Bakış “ …gerçek sanatçılar hiçbir şeyi küçümsemez; yargılamaktan ziyade anlamakla yükümlüdürler. ” — Albert Camus Albert Camus, 20. yüzyıl düşünce dünyasında sanat, etik ve insanlık durumunu bir araya getiren özgün bir figürdür. 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü ’ne layık görülen Camus, yazarlık serüvenine henüz 20 yaşındayken yayımlanan Yabancı ( L’Étranger ) adlı romanıyla adım atmıştır. Bu eser, Camus’nün düşünsel evreninin merkezinde yer alan absürd kavramını edebiyat aracılığıyla görünür kılar (Camus, 1942/2018). Absürdün Kaynağı: Anlam Arayışı ve Sessiz Evren Camus’ye göre absürd, insanın anlam arayışı ile evrenin bu arayışa verdiği sessiz yanıt arasındaki çatışmadan doğar. Yabancı ’nın başkahramanı Meursault, bu çatışmanın somutlaşmış hâlidir. Toplumsal normlara uygun davranmaması, duygularını beklenen biçimde sergilememesi ve ahlaki kalıplara mesafeli duruşu nedeniyle yargılanır. Ancak Camus, Meur...

Dijital Minimalizm: Bilinçli Üretimin Yeni Yolu

Resim
  Dijital Minimalizm: Bilinçli Üretimin Yeni Yolu Giriş Dijital çağ, üretim süreçlerini hızlandırmış; içerik, görsel, metin ve fikir üretimini neredeyse sınırsız hâle getirmiştir. Ancak bu bolluk, beraberinde dikkat dağınıklığı, yüzeysellik ve üretimde nitelik kaybı gibi sorunları da getirmiştir. İşte bu noktada dijital minimalizm , yalnızca bireysel bir yaşam tarzı değil, aynı zamanda bilinçli ve etik üretimin yeni bir yöntemi olarak ortaya çıkmaktadır. Dijital minimalizm; teknolojiyi tamamen reddetmek yerine, onu amaçlı, seçici ve derinlikli biçimde kullanmayı savunan bir yaklaşımdır. Bu anlayış, özellikle yaratıcı üretim alanlarında (fotoğraf, yazı, tasarım, akademi ve sanat) nitelikli üretimi yeniden merkeze almayı hedefler. Dijital Gürültü ve Üretim Krizi Günümüzde dijital platformlar, sürekli görünür olmayı teşvik eden algoritmalarla çalışmaktadır. Bu durum üreticileri: Sürekli içerik paylaşmaya Trendleri takip etmeye zorlanmaya Derinlik yerine hız ve niceliğ...

Yalnızlık ve Kadraj: Sokak Fotoğrafında İnsan

Resim
  Yalnızlık ve Kadraj: Sokak Fotoğrafında İnsan Giriş Sokak fotoğrafı, modern insanın en çıplak hâllerinden birini kaydeder. Kalabalıklar içinde yalnızlık, hız içinde duraksama ve anonimlik içinde kimlik arayışı bu türün temel temalarıdır. Kadraj ise bu temaların sessiz ama güçlü anlatıcısıdır. Fotoğrafçı, yalnızlığı yalnızca belgeleyen değil, onu görünür kılan bir tanık konumundadır. Modern Kent ve Yalnızlık Olgusu Modern kent, fiziksel yakınlığın duygusal mesafeyi artırdığı paradoksal bir mekândır. Georg Simmel’in büyük kent insanı üzerine yaptığı analizler, bireyin kalabalık içinde içe kapanmasını açıklar. Sokak fotoğrafında sıkça rastlanan yalnız figürler; bankta oturan yaşlılar, vitrine bakan insanlar, yürüyen ama bir yere varmayan bedenler bu ruh hâlinin görsel izdüşümüdür. Fotoğraf, bu noktada yalnızlığı dramatize etmekten çok normalleştirir . Yalnızlık bir anomali değil, çağdaş yaşamın süreklilik hâlidir. Kadrajın Dili: Boşluk, Mesafe ve İzolasyon Kadraj, sokak fotoğ...

Edward Hopper’ın Nighthawks Tablosu: Modern Yalnızlığın Görsel Manifestosu

Resim
Edward Hopper’ın Nighthawks Tablosu: Modern Yalnızlığın Görsel Manifestosu Edward Hopper’ın 1942 tarihli Nighthawks adlı eseri, 20. yüzyıl modern kent insanının ruh hâlini en yalın ve en çarpıcı biçimde betimleyen resimlerden biridir. Bir gece lokantasında, parlak yapay ışığın altında oturan dört figür, aynı mekânı paylaşmalarına rağmen birbirlerinden kopuk hâlde tasvir edilir. Hopper, bu kompozisyonla yalnızlığı bireysel bir duygu olmaktan çıkararak modernitenin yapısal bir sonucu olarak sunar. Tabloda mekânın mimarisi dikkat çekicidir: Camla çevrili lokanta, hem içeridekileri dış dünyadan ayırır hem de izleyiciyi bu yalnızlığa tanıklık eden bir gözlemciye dönüştürür. Kapının görünmemesi, figürlerin mekâna hapsolmuş hissini güçlendirir. Bu durum, modern kent yaşamında bireyin sürekli açık ama erişilemez alanlar içinde var oluşunu simgeler. Renk kullanımı da anlatının önemli bir parçasıdır. İç mekândaki sarı ve yeşil tonlar yapay, soğuk ve zamansız bir atmosfer yaratırken; ...

Apollo 8 Görevi: İnsanlığın Ay’a İlk Yolculuğu ve Kozmik Perspektifin Değişimi

Resim
  Dünya'nın yükselişi William Anders  tarafından Apollo 8'den fotoğraflandı. Apollo 8 Görevi: İnsanlığın Ay’a İlk Yolculuğu ve Kozmik Perspektifin Değişimi Özet Apollo 8 görevi (21–27 Aralık 1968), insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Alçak Dünya yörüngesinin ötesine geçen ilk mürettebatlı uzay uçuşu olan bu görev, Ay’a ulaşarak onun yörüngesinde on tur atan ve ardından güvenli biçimde Dünya’ya dönen ilk insanlı uzay görevi olmuştur. Apollo 8 yalnızca teknik bir başarı değil; aynı zamanda insanlığın evrendeki konumunu algılayışını kökten değiştiren kültürel ve felsefi bir olaydır. 1. Tarihsel Bağlam 1960’lı yıllar, Soğuk Savaş’ın en yoğun yaşandığı dönemlerden biriydi. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki uzay yarışı, teknolojik üstünlüğün ve ideolojik prestijin sembolü hâline gelmişti. Apollo 8, ABD’nin Ay’a insan gönderme hedefini somutlaştıran ilk büyük adım olarak bu yarışta belirleyici bir rol oynadı. Apollo 7’nin başarılı Dünya yörüngesi uçuşunun ardından Apoll...

Geleceğin Sanat Arşivleri: Bulut mu, Duvar mı?

Resim
  Geleceğin Sanat Arşivleri: Bulut mu, Duvar mı? Özet Dijitalleşme, sanat eserlerinin üretim, dolaşım ve korunma biçimlerini köklü biçimde dönüştürmektedir. Özellikle bulut tabanlı dijital arşivler ile fiziksel mekâna dayalı geleneksel sanat arşivleri arasındaki gerilim, günümüz kültür politikalarının ve estetik tartışmalarının merkezinde yer almaktadır. Bu makale, sanat arşivlerinin tarihsel işlevini, dijital bulut sistemlerinin sunduğu olanakları ve fiziksel “duvar” metaforunun temsil ettiği maddi, mekânsal ve toplumsal değerleri karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Çalışma, geleceğin sanat arşivlerinin tekil bir formdan ziyade hibrit bir yapıya evrileceğini savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: sanat arşivleri, dijitalleşme, bulut bilişim, kültürel bellek, sanat sosyolojisi 1. Giriş Sanat arşivleri, yalnızca eserlerin saklandığı depolar değil; kültürel belleğin, estetik sürekliliğin ve tarihsel tanıklığın taşıyıcılarıdır. Mağara resimlerinden müze koleksiyonlarına uzanan bu...

Pardus İşletim Sistemi: Türkiye’nin Açık Kaynak Dijital Egemenlik Deneyimi

Resim
  Pardus İşletim Sistemi: Türkiye’nin Açık Kaynak Dijital Egemenlik Deneyimi Özet Pardus, Türkiye’de kamu öncülüğünde geliştirilen, GNU/Linux tabanlı açık kaynaklı bir işletim sistemidir. İlk olarak 2005 yılında TÜBİTAK bünyesinde geliştirilmeye başlanmış, zamanla bireysel kullanıcıların yanı sıra kamu kurumları, eğitim kuruluşları ve özel sektör için stratejik bir dijital altyapı çözümüne dönüşmüştür. Bu makalede Pardus’un tarihsel gelişimi, teknik yapısı, kamusal rolü ve dijital egemenlik açısından önemi ele alınmaktadır. 1. Giriş Günümüzde işletim sistemleri yalnızca teknik araçlar değil; aynı zamanda ekonomik bağımsızlık , veri güvenliği ve dijital egemenlik kavramlarının merkezinde yer alan stratejik unsurlardır. Açık kaynak yazılımlar, bu bağlamda ülkelerin dışa bağımlılığını azaltan, şeffaf ve sürdürülebilir çözümler sunar. Pardus, Türkiye’nin bu alandaki en önemli yerli ve açık kaynak girişimlerinden biridir. 2. Pardus’un Tarihsel Gelişimi Pardus’un geliştirilmesi 2005 yı...

John Steinbeck’in Bir Savaş Vardı Eseri Üzerine: Savaşın İnsani Yüzü

Resim
  John Steinbeck’in Bir Savaş Vardı Eseri Üzerine:  Savaşın İnsani Yüzü Giriş yüzyıl edebiyatının en güçlü toplumsal gerçekçi yazarlarından biri olan John Steinbeck, Bir Savaş Vardı ( Once There Was a War ) adlı eserinde savaş olgusunu cephe hattından değil, insanın iç dünyasından ele alır. Steinbeck bu kitapta II. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabiri olarak edindiği gözlemleri kısa anlatılar hâlinde sunar. Eser, savaşın yalnızca askerî bir mücadele değil, aynı zamanda psikolojik, ahlaki ve insani bir yıkım olduğunu vurgular. Savaşın Kahramanlıktan Arındırılması Steinbeck’in anlatımı, klasik savaş anlatılarındaki kahramanlık mitini bilinçli olarak reddeder. Metinlerde askerler çoğu zaman yorgun, korkmuş ve belirsizlik içinde tasvir edilir. Yazar, savaşın romantize edilmesine karşı durarak okuyucuyu gerçeklikle yüzleştirir. Bu yaklaşım, Steinbeck’in insana ve insan onuruna verdiği değerin bir yansımasıdır. Bireysel Deneyimin Önemi Bir Savaş Vardı ’da olaylardan çok...

Sessiz Bir Anlatının Gücü: Paperman (2012) Üzerine Estetik ve Anlamsal Bir İnceleme

Resim
  Sessiz Bir Anlatının Gücü: Paperman (2012) Üzerine Estetik ve Anlamsal Bir İnceleme Özet Disney Animation Studios tarafından üretilen ve John Kahrs’ın yönetmenliğini üstlendiği Paperman (2012), diyalogsuz anlatımı, siyah-beyaz görsel dili ve hibrit animasyon tekniğiyle çağdaş animasyon sinemasında özgün bir yer edinmiştir. Film, modern kent yaşamı içinde tesadüf, irade ve romantik karşılaşmalar üzerine minimalist fakat derin bir anlatı sunar. Bu makale, Paperman ’ın görsel estetiğini, anlatı yapısını ve sembolik katmanlarını analiz ederek, sessiz sinema geleneği ile dijital animasyonun nasıl başarılı bir sentez oluşturduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Paperman, animasyon, sessiz anlatı, siyah-beyaz estetik, kısa film, Disney 1. Giriş Animasyon sineması, yalnızca çocuklara yönelik bir anlatı biçimi olmaktan çıkarak, yetişkin duygulanımlarını ve felsefi temaları ele alan güçlü bir sanatsal ifade alanına dönüşmüştür. Paperman , bu dönüşümün çarpıcı ör...

Mikro Dünyaların Büyük Anlatıları: Tiny Creatures Belgeseli Üzerine Ekolojik ve Anlatısal Bir İnceleme

Resim
  Mikro Dünyaların Büyük Anlatıları: Tiny Creatures Belgeseli Üzerine Ekolojik ve Anlatısal Bir İnceleme Özet Tiny Creatures belgesel serisi, genellikle göz ardı edilen küçük canlıları merkeze alarak doğa belgesellerine yeni bir anlatı perspektifi kazandırmaktadır. Bu makale, belgeselin görsel dili, anlatı yapısı ve ekolojik farkındalık yaratma potansiyelini incelemekte; küçük canlıların hayatta kalma mücadelelerinin insan merkezli düşünceyi nasıl dönüştürdüğünü tartışmaktadır. 1. Giriş Doğa belgeselleri uzun yıllar boyunca büyük memeliler, yırtıcılar ve “karizmatik” türler etrafında şekillenmiştir. Ancak son yıllarda, ekosistemin görünmeyen aktörlerine odaklanan yapımlar ön plana çıkmaktadır. Tiny Creatures , bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak, küçük memeliler, sürüngenler ve böceklerin yaşam mücadelelerini sinematografik bir dille sunmaktadır. 2. Küçük Canlılar ve Ekosistem Dengesi Ekolojik literatürde küçük canlılar, besin zincirinin temel halkalarını oluştu...

Banksy’nin Yeni Eseri Üzerinden Çocuk Evsizliği ve Sokak Sanatının Toplumsal Gücü

Resim
  Banksy’nin Yeni Eseri Üzerinden Çocuk Evsizliği ve Sokak Sanatının Toplumsal Gücü Giriş Sokak sanatı, kamusal alanı yalnızca estetik bir yüzey olarak değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın görünür kılındığı bir tartışma alanı olarak ele alır. Bu alanın en çarpıcı figürlerinden biri olan Banksy, yeni eseriyle İngiltere’de giderek artan çocuk evsizliği sorununa dikkat çekmektedir. Bir çatı üzerinde uzanan figür ve gökyüzünü işaret eden el hareketi, hem fiziksel yoksunluğu hem de umut arayışını simgesel bir dille bir araya getirir. Görsel Anlatım ve Sembolizm Eserde yer alan figürün bir çatı üzerinde yatıyor olması, ev kavramının ironik biçimde ters yüz edilmesini sağlar. Çatı, normalde koruma ve güvenlik anlamı taşırken, burada barınaksızlığın sınırında bir mekâna dönüşür. Figürün yukarıyı işaret eden eli ise Oscar Wilde’ın “Hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz ama bazılarımız yıldızlara bakıyor” sözünü çağrıştırarak, yoksunluk içinde dahi umudun ve hayalin varlığını ima eder. Ba...

Cahit Arf’in Epistemolojik Yaklaşımı ve Yapay Zekâ Tartışmalarına Erken Bir Katkı

Resim
  Makine Düşünebilir mi? Cahit Arf’in Epistemolojik Yaklaşımı ve Yapay Zekâ Tartışmalarına Erken Bir Katkı Özet Bu çalışma, Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’in 1958–1959 öğretim yılında Atatürk Üniversitesi’nde verdiği “Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?” başlıklı halk konferansını, düşünme kavramı, matematiksel akıl ve makine ilişkisi bağlamında ele almaktadır. Arf’in yaklaşımı, erken dönem bilgisayar teknolojilerinin ötesine geçerek, düşünmenin doğasına ilişkin epistemolojik bir sorgulama sunmaktadır. Çalışmada, Arf’in görüşleri günümüz yapay zekâ tartışmalarıyla karşılaştırılarak, düşünme–hesaplama ayrımı ve insan aklının özgünlüğü tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cahit Arf, düşünme, makine, yapay zekâ, matematik felsefesi, epistemoloji 1. Giriş “Makine düşünebilir mi?” sorusu, 20. yüzyılın ortalarından itibaren felsefe, matematik ve bilgisayar bilimlerinin kesişim noktasında tartışılan temel sorulardan biridir. Alan Turing’in 1950 yılında yayımladığı Computing Mac...